Bakla Tarlalarında Oldukça Sık Karşılaşılan Yabancı Ot: Canavar Otu (Orobanche spp.)

Orobanchaceae familyası altındaki türler tarım arazilerinde zarara neden olan tam parazit yabancı otlardır. Bilimsel adıyla Orobanche spp. olan yabancı ot, çiftçiler arasında; Göve otu, kanser otu, canavar otu gibi isimlerle anılmaktadır. Canavar otu konukçusunun yaşamı boyunca parazitidir. Ülkemizde bakla, ayçiçeği, mercimek, tütün, domates, patates gibi tarla bitkilerinde oldukça ciddi zararlara neden olmaktadırlar.

Arazide çimlenebilmeleri için kültür bitkisinin kök sistemine yakın olması gerekmektedir. Kök sisteminden aldığı uyarılar ile tohum dormansi halinden çıkar, çimlenme için gerekli sıcaklık ve nemin de uygun olması halinde çimlenme gerçekleşir. Tam parazit olan Orobanche spp. türlerinin yaprakları ve klorofilleri yoktur, bu nedenle fotosentez yapamazlar. Kök sistemi bulunmadığından kültür bitkisinin köklerine bağlanarak besin ve suyu konukçusundan alır. Bu durum konukçusunun daha zayıf gelişmesine ve veriminin ciddi oranda düşmesine sebep olur.

Maalesef etkili bir kimyasal mücadelesi bulunmamakta ve daha çok kültürel mücadele yoluna başvurulmaktadır: Daha temiz tohumlukların kullanımı, canavar otuyla bulaşık tarlada kullanılan tarım aletlerini sterilize ederek kullanımı gibi önlemler alınmaktadır. Bölgedeki çiftçiler köke zarar vermemek amacıyla keserek veya yakarak mücadele etmektedirler. Fakat binlerce tohum üretebilirler ve tohumlar 10 yıldan daha uzun bir süre toprakta canlılıklarını koruyabilirler. Bu nedenle tohum döneminden önce veya tohumları bulaştırmamaya dikkat ederek mücadele edilmelidir.

Not: Fotoğraflar Çukurova ilçesinde yetiştirilen bakla tarlalarından görüntülenmiştir. Boyları yaklaşık olarak 60-70 cm’ye ulaşabilmektedir. 

Fotoğraflar : Serhat Özkan

Turunçgillerde önemli bir hastalık; KANSER

Prof. Dr. Şener KURT

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Bitki Sağlığı Kliniği Uygulama ve Araştırma Merkezi, Antakya-HATAY

Botryosphaeriaceae familyasının türleri; özellikle Turunçgiller gibi odunsu bitki cinsleri için önemli bitki patojenleridir ve kabuk çürüklüğü, dal çürüklüğü, sakızlama, sürgün yanıklığı, geri dönüş ve meyve çürüklüğüne ve hatta koşullar hastalık gelişimine elverişli olduğunda bitkinin ölümüne neden olurlar.

Son yıllarda bölgede yürütülen araştırmalar, turunçgil üretim alanlarının yer aldığı Hatay, Adana ve Mersin illerindeki verim kayıplarının nedeni olarak fitopatojenik sorunları işaret etmektedir.

Özellikle ağaç gövdelerinde ortaya çıkan kanser belirtilerinin, esas olarak kışın odunsu bitkileri budama yaralarından enfekte ederek iletim demetlerini kolonize eden ve taksonomik olarak birbiri ile yakın ilişkili olmayan geniş bir patojen grubu tarafından oluşturulduğu kaydedilmektedir.

Bölgede son 10 yıldır turunçgil üretim alanlarında yürütülen sörveylerde, dal ve sürgünlerde geriye doğru ölüm, yapraklarda kloroz ve nekroz, yaprak dökümü ve gövde kanser belirtilerinin ortaya çıktığı gözlenmektedir.

Botryosphaeriaceae türlerinden Lasiodiplodia, Diplodia, Dothiorella, Neofusicoccum ve Neoscytalidium cinslerine bağlı birçok türün, turunçgil ağaçlarını hastalandırdığı bildirilmiştir.


Ceviz Bahçesi Tesisinde Toprak Analizi ve Sulama Suyu Analizinin Önemi

Yazar : Ziraat Mühendisi Ali Osman KABAK

Editör: Dr. Aysun Uysal

NEVŞEHİR, 15 Mart 2024

Ceviz Ülkemizin her bölgesinde yetiştiriciliği yapılmaya çalışılan önemli katma değere sahip değerli bir üründür. Ceviz yetiştiriciliğinde yeni tesis edilecek bahçelerde çeşit seçimi, iklim, topoğrafya ve çiftçi gelenekleri ne kadar önemli ise yeni tesis edilecek bahçeye ait toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri ile sulama suyunun kalitesi çok daha önemlidir.

Bahçe tesis edilecek bölgelerde çeşit seçimi, iklim vb. faktörlerden önce toprak ve sulama suyunun analizleri muhakkak yapılmalı ve uzman kişi ve kurumlardan gerekli değerlendirmeler için destek alınmalıdır. Ceviz yetiştiriciliğinde bölgeye en uygun çeşit seçimi yapılsa ,iklim vb. faktörler mükemmel olsa dahi toprağın tekstürünün (bünyesi)  uygun olmaması (Ağır bünyeli topraklar) bitki kök gelişimini olumsuz etkileyecektir.

Diğer taraftan toprağımızın kimyasal özelliklerinin, pH’nın yüksek olması, mineral beslenmede bozukluklara sebep olacağı gibi, kireç, tuz ve bor gibi bileşenlerin konsantrasyonun yüksekliğinde bitki büyümesini durduracak ve ölümlere sebep olacaktır. Toprağımızdaki minerallerin varlığının ne düzeyde olduğunu bilmek yapacağımız işlemlerde yol gösterici olacaktır. Toprağımızın kimyasal özelliklerinde yüksek konsantrasyonlarda olmasını istemediğimiz kireç, tuz ve bor gibi minerallerin sulama suyunda da ideal olması bitkimizin gelişimi ve verimi için son derece önem arz etmektedir ve bu değerlerden herhangi birinin toksisite yapacak oranda bulunması bitki büyüme ve gelişimini durduracak ve bitki kayıplarına sebep olacaktır.

Kıymetli üreticilerimiz; Bahçe tesisi ilk kurulum maliyeti çok yüksek olan bir işletme modeli olduğu için, işin sonunda zamanınızın, emeğinizin ve paranızın heba olmaması için, toprak ve su analizlerinizi muhakkak yaptırınız. Ürününüz bol kazancınız bereketli olsun sağlıcakla kalın.