Tohumlarda Çimlenme Mekanizması ve Dormansi

Bir bitkide çimlenme mekanizmasının anlaşılabilmesi için öncelikle tohumun yapısal özelliklerinin ve içerisinde gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların bilinmesi gerekir. Bu reaksiyonların başlayabilmesi ise tohumun belirli fizyolojik süreçlerden geçmesine bağlıdır. Bu süreçler; dormansinin kırılması, su alımıyla metabolizmanın yeniden aktive olması ve embriyonun büyümeye hazırlanması gibi önemli olayları kapsar.


Dormansi, çok basit olarak; su, oksijen ya da sıcaklık gibi etmenler yeterli olsa da tohumların çimlenmemesi durumudur.

Çimlenme sürecinin ilk basamağı, dormansinin kırılmasıdır. Dormansiyi ortadan kaldırmak için bazı durumlarda yalnızca su yeterli olmayabilir; ışık, sıcaklık değişimleri ve hatta mekanik müdahaleler de bu süreci tetikleyebilir. Dormansi halinden çimlenmeye geçiş, endojen ABA (absisik asit) ve GA (giberellik asit) hormonları tarafından kontrol edilir. ABA dormansinin sürdürülmesini teşvik ederken, GA çimlenmeyi desteklemektedir (Zhao et al., 2024).

Dormansi her ne kadar halk arasında ‘uyku hali’ olarak tanımlansa da bu ifade tam olarak doğru değildir. Dormansi iki temel şekilde görülmektedir: primer dormansi ve sekonder dormansi. Primer dormansi, tohumun olumsuz koşullar nedeniyle fizyolojik çimlenme süreçlerini başlatamaması durumudur. Sekonder dormanside ise çevresel koşullar uygun görünse bile potansiyel risklerin varlığı tohumu yeniden dormansiye yönlendirebilir. Bu mekanizma tohum açısından evrimsel bir avantaj sağlar; çünkü çimlenme başladıktan sonra geri dönüş mümkün değildir ve bu karar son derece hassas bir şekilde düzenlenir.

Continue reading “Tohumlarda Çimlenme Mekanizması ve Dormansi”

Mikoriza

Mikoriza nedir?

Mikoriza tanımı; Fungusların, bitki kökleri ile kurdukları simbiyotik yaşam biçiminin genel adıdır. Yani “mikoriza” taksonomik bir birim değil, bir yaşam biçiminin adıdır. Yeryüzündeki bitki yaşamının ve ekosistemlerin varlığı için mikorizalar hayatidir. Yüksek bitkilerin %70 ila %90’ı mikorizal ilişkiden yararlanır.

Dünyadaki neredeyse tüm bitkiler mikorizal mantarlarla simbiyoz oluşturur. Bu mantarlar gezegenin evrim tarihini değiştirmiştir.

Bu ilişkiler, 475 milyon yıldan fazla bir süredir yeryüzündeki yaşamı şekillendirmiştir.

Bu karşılıklı yarar sağlayan ilişki olmasaydı, ne Mikorizal funguslar ne de bitkiler tarım yapılmayan birçok ortamda hayatta kalamazlardı.

Mikoriza neden önemlidir?

Toprak, dünyadaki en karmaşık ekosistemlerden biridir, ve mikorizal funguslar hayatta kalmak için besin maddesi “alışverişi” (trade) yapmak zorundadır. Hayvanlar hangi besin maddelerine ihtiyaçları olduğunun tespit ve eksikliklerin ifasında merkezi sinir sistemlerini karar alıcı olarak kullanırlar, ancak mikorizal sistemler bu alışverişi bir merkezi beyine ihtiyaç duymayacak şekilde evrilmişlerdir.

Bitkilerin iyi büyümesi için, her bir bitkinin türüne ve büyüme aşamasına bağlı olarak çeşitli miktarlarda çok çeşitli besin maddelerine ihtiyaç vardır. Topraktan alınan üç temel besin maddesi genellikle azot, fosfor ve potasyumdur. Çoğu bahçe toprağı, sağlıklı bitki büyümesini desteklemek için yeterli miktarda bu besin maddelerini içerir. Mikorizalar, kök sisteminin uzantıları olarak işlev görerek bitkinin emilim alanını büyük ölçüde artırır.

Fosfor, doğal topraklarda genellikle çok az bulunur. Fosfor çözünmez formlarda bulunduğunda, bir bitkinin fosfor ihtiyacını kendi başına karşılaması için geniş bir kök sistemi gerekir. Bu nedenle, mikorizaların tarım yapılmayan topraklarda bu elementi toplamada çok önemli olduğu düşünülmektedir.

Fosfor bakımından zengin gübreler, ekili topraklarda yaygın olarak kullanılır ve bu faaliyetin gerekliliğini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda mikorizaları da bastırdığı düşünülür. Bu nedenle, mikorizal mantarlarla birlikte fosfor bakımından zengin gübreler kullanmamak en iyisidir.

Continue reading “Mikoriza”

Kısıntılı Sulama (Limited irrigation)

Amaç : Bu yazının amacı tarım profesyoneli olmayan okuyucuda “sulama” konusunun ne kadar derin, ne kadar önemli olduğu fikrinin oluşturulması ile birlikte kısıntılı sulama kavramının tanıtılmasıdır. Çünkü “sulama” sadece bir “kelime” değil, oldukça karmaşık bir optimizasyon ve mühendislik uygulamasıdır.

Photo by Photo By: Kaboompics.com on Pexels.com

Çiftçi, diğer müteşebbisler gibi -sadece- kar maksimizasyonuna çalışan bir profesyonel değildir. Çiftçi; toprağını, iklimini, bitkisini iyi tanımak ve yaptığı insan besleme faaliyetini sürdürülebilir yapmak zorundadır, çünkü kullandığı kaynaklar kısıtlıdır ve yapacağı yanlış uygulamalar pratikte bu kaynakların geri dönüşsüz biçimde hepimiz tarafından kaybedilmesi ile sonuçlanır.

Bu yazımızda, şimdiki adıyla Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye’de Yetiştirilen Kültür Bitkileri İçin Kısıntılı Sulama Rehberi adlı eserin kısa ama gerekli bir tanıtımını yapacağız.

Tanım : Kısıntılı sulama, farklı düzeylerde su eksikliği ve bitki veriminin azalmasına izin verilerek yapılan bir optimizasyon yaklaşımıdır. Sulamada kullanılan birim m³ suyun sağladığı verim artışı, getirdiği net gelir ve çevresel etkilerinin de bilimsel olarak her yöre ve bitki için bilinmesi zorunludur.

Bitki fizyolojisini bilmek

Kısıntılı sulama yapabilmek için bitkilerin fizyolojik dönemlerini bilmek gerekir.

  1. Çimlenme ve Fide dönemi : Tohum su alıp şişer, enzimler aktive olur, kök ve sürgün çıkışı gerçekleşir. Çimlenme döneminde su kritiktir, kısıtlama yapılamaz.
  2. Vejetatif büyüme dönemi : Bu dönem yaprak gövde ve kök gelişiminin gerçekleştiği dönemdir. Yaprak alanı genişler, fotosentez kapasitesi artar, kökler toprakta gelişip yayılır. Bu dönemde su çok önemli olsa da erken vejetatif dönemde su stresi çoğu bitki için telafi edilebilirdir. Ancak su miktarı çok az tutulursa kök gelişimi sınırlanır.
  3. Tomurcuklanma ve Çiçeklenme : Bitkiler bu aşamada generatif organ geliştirirler. Çiçek tomurcukları açılır, polenler oluşur. Bu dönemdeki bir su eksikliği çok yüksek verim kayıplarına yol açar, su kısıntısı kesinlikle tavsiye edilmez. Tomurcuklanma ve çiçeklenme evresindeki su eksikliği sonucu çiçeklenme senkronu bozulur, çiçek dökülmesi artar, polen canlılığı düşer.
  4. Meyve tutumu / Dane bağlama dönemi : Bu dönemde döllenme sonrası meyve veya dane embriyosu oluşur. Tahmin edebileceğiniz üzere bu dönemde su kısıntısına gidilmez.
  5. Meyve / Dane gelişimi : Fotosentez ürünleri depo edilir, meyve irileşir. Su, hem fotosentez hem de besin taşınımı için gereklidir. Üzüm ve Domates gibi bazı ürünlere kısıntı yapılabilir, hatta yapılması tavsiye edilebilir. Ancak genel olarak yine kısıntı önerilmez.
  6. Olgunlaşma ve Hasada yaklaşma : Bu aşamada bitkinin su ihtiyacı azalır, depolanan ürün olgunlaşır. Bu dönemde aşırı sulama kalite düşüşüne yol açar. Uygun bir su kısıntısı tavsiye edilir.

Genel olarak vejetatif büyüme dönemi sonları (generatife geçmeden önce) ve hasada yakın dönemlerde yapılabilecek su kısıntıları verimde ciddi kayıplara yol açmadan mahsül eldesine yardımcı olabilir.

Kuraklık sorununun çözümü elbette sadece kısıntılı sulama ile bulunamaz. Bölge uygun ürün ve çeşitler yetiştirmek, kuraklığa dayanıklı, daha az su isteyen çeşitler yetiştirmek, topraktaki suyu koruyabilmek ve yağmur suyu hasadı gibi ihmal edilen su kaynaklarının değerlendirilmesi de önemlidir.

Continue reading “Kısıntılı Sulama (Limited irrigation)”

Kültürel Mücadele

Nedir?

Bitki koruma disiplininde bitkileri hastalıklara, zararlılara, abiyotik etkenlere ve yabancı otların yol açacağı zararlara karşı korumak için çeşitli yöntemler vardır. Bunlar şunlardır;

Fiziksel mücadele, Mekanik mücadele, Kültürel mücadele, Biyolojik mücadele, Biyoteknik mücadele ve kesinlikle en son ve dikkatli kullanılması gereken Kimyasal mücadeledir. Günümüzde “Entegre Mücadele (IPM) tabir edilen kombine bir yöntem benimsenmiştir. Bu yazımızda Kültürel mücadelenin ne olduğu, gerek amatör gerek profesyonel çiftçiler tarafından nasıl kullanılabileceği üzerinde duracağız.

Kültürel mücadele adeta bir koruyucu halk hekimliği gibi, zararlı-hastalık-yabancı ot ortaya çıkmadan önce alınan tedbirleri içeren; insana ve doğaya en az zarar veren yöntemlerden biridir. Peki bu yöntemler nelerdir? Tohum ve yer seçimi, ekim ve dikim zamanı ile şekli, bakım, besleme, hasat ve muhafaza koşullarının hastalık ve zararlı baskısını en aza indirecek şekilde ayarlanmasını sağlayan yöntemlerdir.

Neden Önemlidir?

Kültürel mücadele, çevre ve insan sağlığı üzerinde en az risk oluşturan zirai mücadele yöntemlerinden biridir. Sürdürülebilir tarım için bitkisel üretimde entegre mücadelenin yaygınlaştırılması ve hatalı kimyasal kullanımdan kaynaklanan kalıntı sorununun önlenmesi açısından büyük önem taşır. Ayrıca, bitki sağlığı çalışmalarının sürdürülebilirliğini sağlamak ve ülkemizin köklü tarım kültürünü canlı tutmak için gereklidir. Yeterli, sağlıklı ve sürdürülebilir bitkisel üretim gerçekleştirmek için hastalık, zararlı ve yabancı otlardan kaynaklanan risklerin başarılı bir şekilde yönetilmesi kültürel mücadele ile mümkün olmaktadır.

Genel öneriler

Tohum ve Yer Seçimi: İlk ve en önemli yöntemdir. Uygun iklimde, uygun toprağa, uygun zamanda, bölgede sık görülebilen hastalık, zararlı ve yabancı otlara dayanıklı çeşit yetiştirmekle başlanır. Ayrıca temiz tohumluk kullanmak, yabancı ot tohumlarının tarlaya bulaşmasını engeller.

Continue reading “Kültürel Mücadele”