2120 Yılı Avrupasının Doğa eksenli tasavvuru

Genel Hatlar

Kapsayıcı bir iklim ve biyoçeşitlilik eylemi: Fırsatları kavramak

İklim değişikliği ve biyoçeşitlilikteki azalmanın 21.yy içinde dünya için en büyük problem konuları olacağı konusunda bir konsensüs olduğu söylenebilir. Küresel iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik konularında harekete geçmek için geç değil, ama konunun aciliyeti insanlık için yaşanabilir bir gelecek için eşi benzeri görülmemiş devrimsel bir dönüşümü gerekli kılıyor.

Doğa temelli çözümlerin geniş ölçekte uygulanmasına öncelik vermenin önemi

Fosil yakıtların kademeli olarak ortadan kaldırılması ve karbondan arındırılmış bir topluma geçiş yoluyla karbon emisyonlarının hızla azaltılması elzem olmaya devam ederken, Doğa Temelli Çözümlerin (NatureBasedSolutions) geniş ölçekte uygulanması, yaşanabilir bir geleceğe ulaşmak için artık kanıta dayalı önemli bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir. Sundukları açık faydalara rağmen, NBS’nin büyük ölçekli uygulaması hala eksiktir. Avrupa’da doğa temelli bir dönüşümün sağlanmasına ivme kazandırmak için, Avrupa ölçeğinde kapsayıcı bir doğa temelli anlatı sağlamamız gerekmektedir.

Avrupa şu anda kıta genelinde iklim etkilerinin yoğunlaşmasıyla yüzleşiyor ve küresel iklim eyleminin ön saflarında yer alıyor.

Avrupa Komisyonu, Avrupa’yı sadece dünyanın ilk iklim dirençli ve karbon nötr kıtası haline getirmeyi değil, aynı zamanda doğa temelli çözümlerin teşvik edilmesi ve uygulanmasında küresel bir lider olarak konumlandırmayı hedeflemektedir. Bu hedef, Doğa Restorasyon Yasası’nın Temmuz 2023’te Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilmesiyle resmiyet kazanmıştır.

Bir umut ve eylem anlatısı yaratmak: İstediğimiz geleceği hayal etmek

İklim değişikliği bağlamında sürdürülebilirlik ve dayanıklılığın sağlanması, iyimserlik ve proaktif bir katılım anlatısı gerektirmektedir. Bunu gerçekleştirmek için, tutarlı düşünmeyi teşvik etmek ve kökten farklı yörüngelere doğru olumlu adımlar atmak için dönüştürücü ve çok ölçekli vizyonlar gereklidir. Gelecek nesiller için yaşanabilir bir gelecek yaratmak amacıyla, 2050’nin ötesine uzanan ve kısa vadede de toplumu birbirine bağlayan geniş kapsamlı ve entegre bir stratejinin benimsenmesine ihtiyaç vardır. Avrupa için doğa temelli bir geleceğe yönelik kapsayıcı, uzun vadeli bir anlatı geliştirmek, farkındalığı artırma ve kısa vadeli eylemleri hızlandırma gücüne sahiptir ve geleceği bir bütün olarak hayal edilebilir, uygulanabilir ve arzu edilir kılar

5 Yol gösterici İlke

Avrupa 2120 Doğa temelli tasarımı beş yol gösterici ilkeye dayanır.

1. Sağlıklı bir Biyosfer – Avrupa’nın geleceğinin temel taşı

Kaynağından denize kadar sağlıklı sulara ve canlı topraklara olan ihtiyaç Avrupa doğa tasavvurunun geleceği için hayatidir. İşleyen canlı bir ekosistem için sağlıklı bir biyosfer, sağlıklı tatlı sular ve canlı bir toprak olmazsa olmazdır.

2. Uyarlanabilir ve Dirençli

İklim değişecek önce bunu bir kabul edelim. İklim değişikliğinin sonunda sular yükselecek, aşırı hava olayları meydana gelecek, iklim bölgelerinde kaymalar olacak. Hatta bunlar olmaya başladı da. Bu, değişen koşullara sürekli uyum sağlamayı, doğaya karşı değil onunla birlikte çalışmayı ve doğal süreçlerin tüm potansiyelinden yararlanmayı gerektiriyor. Avrupa ülkeleri, iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığı arttırmak için doğa temelli bir yaklaşım benimsiyorlar.

3. İklim pozitif ve Döngüsel bir biyoekonomi

Avrupa’nın ekonomisinin “nötr iklim” politikasını benimsemesi yeterli değil, bunu da aşıp “iklim pozitif” olmamız lazım. Nihai hedeflerimiz sera gazı emisyonunu negatife çekerek insan ve doğa ilişkisini simbiyotik hale getirmektir.


Nötr iklim politikası : Bir kurum, şirket veya toplumun, doğrudan veya dolaylı olarak sera gazı emisyonlarını sıfırlama veya azaltma hedefi belirlemesi anlamına gelir. İklim nötr olmak, genellikle bir organizasyonun ürettiği sera gazı emisyonlarını bir şekilde dengelemesi veya azaltması demektir. Bu genellikle sera gazı emisyonlarını azaltma projelerine yatırım yaparak veya karbon kredileri satın alarak gerçekleştirilir.

Pozitif iklim politikası : Bir kurum veya topluluğun, doğrudan veya dolaylı olarak sera gazı emisyonlarını sıfırladıktan sonra, daha fazla sera gazı emisyonunu absorbe etmek veya azaltmak için ek çaba göstermesi anlamına gelir. İklim pozitif olmak, pozitif bir net etki yaratmak için emisyonları azaltmaktan fazlasını yapmayı hedeflemek demektir.


4. Doğa-Pozifit bir Avrupa toplumu hedefi

2120 Avrupa tasavvurumuza önce toplumumuzu inandırmalıyız. Avrupa toplumu, sağlıklı bir biyosferin ekonomi, insan sağlığı ve refahı için hayati önem taşıdığını kabul ederse doğayla daha güçlü bir bağ kuracaktır. Doğanın korunması, restorasyon çalışmaları ve gelişmiş ekosistem hizmetleri, doğa-pozitif bir toplumun temelini oluşturacaktır.

5. Kapsayıcılık ve Adalet

Doğa-pozitif bir Avrupa’ya doğru dönüşüm yerel olacaktır, olmalıdır da. Ama bu yerellik kapsayıcı ve adildir de. Çünkü milyonlarca istihdam yaratılacak, uygun fiyatlı su, gıda ve enerji sağlanarak ve genel sağlık ve refahı iyileştirilerek tüm Avrupalılara fayda sağlayacaktır. Tüm Avrupanın bu iklim krizinde çözümün bir parçası olmasını sağlamaya çalışmak bu tasavvurun gerçekleşebilmesinin en önemli kısmıdır. Kimse adım adım ne yapacağını bilmiyor, elimizde böyle bir plan yok. Doğa temelli Avrupa tasavvurunun, iklim krizinin çözümün yapı taşlarının bir araya getirilmesi ve daha fazla keşif ve katılım için bir ilk adım olduğunu belirtmek önemlidir.

Kaynak: https://storymaps.arcgis.com/stories/5b42e5c9e812486f8ac3e482e2d1b792

Bu yazıda http://www.deepl.com ‘dan faydalanılmıştır.

AI yardımı ile Sürdürülebilir Tarımı nasıl gerçekleştirebiliriz?

Kaynak:https://www.wur.nl/en/news-wur/show-1/how-to-make-sustainable-food-systems-with-ai.htm

Startup’lar gıda sistemlerini daha da sürdürülebilir yapmak için yapay zeka (AI) kullanıyorlar. Örneğin Orbisk adlı girişim, gıda sistemlerinin daha sürdürülebilir olması için AI kullanıyor. Orbisk bunu gıda atıklarını “akıllı bir monitör” yardımıyla izleyerek yapıyor. Profesör Ioannis Athanasidis bunun gibi şirketleri bir Avrupa test ve tanıtım tesisi ile desteklemek istiyor. Hem profesör hem Tesis, bu konudaki görüşlerini F&A Next organizasyonunda sunacaklar.


F&A Next; Gıda ve Zirai teknolojileri yatırımcıları ile gelecek vaat eden firmaları buluşturan bir organizasyondur.


Yukarıda bahsedilen Orbisk firması, catering firmaları için çöp kutusunun hemen yanına kurulan bir gıda atık monitör sistemi kuruyor. Bir terazi ile kombine olan bir akıllı kamera hangi gıdaların ne zaman ve hangi miktarda atıldığına ilişkin data sağlar. Nihayetinde firmalar tedarik ve proseslerini optimize edip hem işlerinin sürdürülebilirliğini hem de karlarını arttırabilirler.

AI, işlerimizin emek yoğun kısmını alabilir.

Olaf van der Veen – Orbisk kurucusu

“Neyin atıldığını anlamak için çöp kutusunun üstüne görüntü tanıma ekipmanı koyuyoruz. Araştırmalarımız gösterdi ki; ortalama bir restaurant yılda 10.000kg yenebilir atık üretiyor. Ortalamada gıda atıklarımızın %70’i aşırı üretim ve stoklamadan, sadece %30’u büyük porsiyonlardan kaynaklanır. Restoran ve yemek firmaları çoğunlukla ürünlerin yetmeyeceği korkusuyla olması gerekenden çok daha fazla sipariş verirler. Monitörlerimiz müşterilerimize yetecek miktarların tahmini ve daha doğru miktarda sipariş için yardımcı olur. “

Olaf van der Veen

Nöral Ağlar

Orbisk’in atık scanner’ı gıdaların ve atıklarının neye benzediğini, örneğin sandviç, biber ve makarna atıkarı gibi öğrenen bir nöral ağa sahiptir. Orbisk temelde gıdaları ve atıklarını öğrenen bir sistem de olsa şirket ayrıca diğer verileri de kullanabiliyor. Müşteri sayısını tahmin etmek ve ayrıca ne yiyeceklerini de tahmin etmek önemli.

Insanların ne yiyeceği büyük ölçüde hava durumuna bağlıdır, bu nedenle hava tahmini çok önemlidir. Bu ve bunun gibi veri kümeleri oldukça karmaşıktır ve tüketici davranış kalıplarının öğrenilmesi için AI gereklidir.

Olaf van der Veen

Orbisk firması maaşallah çok hızlı büyüdü. 2018’de kurulan firma 33 ülkede 600 küsur monitör sattı ve ayda %10 gibi bir oranla büyüyor. Çalışan sayısı da 60 civarındadır.

70% tasarruf

Monitörü kullanan işletmeler %30 ila %70 oranında tasarruf sağlıyorlar.

Tesisler

Wageningen üniversitesi AI profesörü Ioannis Athanasiadis Avrupa birliğinin bunun gibi çalışmaların önemini kavradığını ve AI çözümlerini test etmek istediği için “Testing and Experimentation Facilities for Agrifood Innovation” adlı bir merkez kurduğunu söyledi.

Athanasiadis’e göre Tarım ve bahçecilik (bahçecilik ve süs bitkileri) için AI çözümlerini düşünürken Hollanda, Avusturya ve İspanya’da farklı koşullar altında çalışan ayıklama ve toplama robotlarını düşünüyor ancak ayrıca ve aynı zamanda bu ürünlerin veri kümeleri hakkında da düşünüyor.

Diğer bilgi enstitüleriyle birlikte yapay zeka çözümlerini rekabet öncesi test edebileceğimiz dijital bir altyapı kurmayı hedefliyoruz, böylece bu yenilikler daha hızlı bir şekilde uygulamaya hazır hale gelecek ve daha hızlı ölçeklenebilecek

Ioannis Athanasiadis


Yazının bundan sonra ki kısmı benim yorumlarımı içerecek. Öncelikle Orbisk gibi basit ama etkili fikirler bizim için örnek teşkil etmeli. Sorunların temel analizi ile bile hala çok önemli sorunlara efektif çözümler bulunabilir, bir çözüm sofistike olmak zorunda değil. Genel olarak Orbisk firmasının çözdüğü sorunların temelinin “istediğimiz çoğu şeyi anında ve bir arada bulabileceğimiz işletme modeli” olduğu bence çok açık. Örneğin bir kuru fasülyeci hangi havalarda ne zaman ne kadar kuru fasülye satabileceğini doğal zeka yoluyla zaten öğrenir, ne kadar üreteceği kendisine gelen çok değişik profildeki müşterilerin anlık istekleri ile belirlenmez, geleneksel esnaf lokantaları da mevsime ve genel müşteri profiline göre üretim yaparlar, ama yine de bir tavuk dönerci kadar verimli olmaları beklenemez. Temel olarak müşterilerinin sonsuz isteklerine her an hazır olmaya çalışmak, en azından bu durumda verimsizliğin temeli gibi duruyor.

Sayın prof. Ioannis Athanasiadis’in rekabet öncesi test ve data seti paylaşımı fikrini de eğer uygulanabilirse özellikle startuplar için çok değerli bulduğumu söylemeliyim. Bu öneriyle en temelde hiç kimsenin boşuna zaman harcamaması yakın zamanda gıda güvencesinden mahrum kalma ihtimali yüksek bir dünya için çok önemli. Değerli zamanınızı ayırıp okuduğunuz için teşekkürlerimi sunarım.

“Avrupa, hızla büyüyen iklim değişimi risklerine hazır değil”

Wageningen University, 11 Mart 2024

Avrupa, dünyada en hızlı ısınan kıta olmasına rağmen hükümetler iklim değişikliğinin yarattığı krizlere karşı harekete geçmekte çok yavaşlar. Wageningen University & Research’ten yazarlar Robbert Biesbroek ve Simona Pedde’ e göre; Halihazırda risklerin seviyesi Gıda güvenliğimiz ve Ekonomik stabilitemiz gibi başka açılardan da kritik seviyeye çoktan gelmiş ve eğer hızlı ve kararlı bir zihniyet değişikliği gerçekleşmezse facianın eşiğindeyiz.

Yazar(lar): Robbert Biesbroek ve Simona Pedde

Kaynak: https://www.wur.nl/en/news-wur/show-1/europe-is-not-prepared-for-rapidly-growing-climate-risks.htm