Domates yaprakları ilginç bir şekilde %27 gibi çok yüksek bir oranda proteine sahiptir. Bu da domates yapraklarını ilginç bir protein kaynağı yapıyor, hele de bitkisel proteinlere olan talep artmışken. Marietheres Kleuter tarafından yapılan bir doktora çalışması gösterdi ki, domates yapraklarının değerli bir hammaddeye dönüşmesi için hala aşması gereken engeller var.
Doktorant Kleuter ” Domatesteki proteinin büyük çoğunluğu Rubisco, Rubisco bitkinin havadaki CO2’i tutabilmesini sağlayan önemli bir fotosentez enzimi. Teoride bu proteini tofu gibi bir yemeğe dönüştürebilirsiniz. Ancak proteini ekstrakte ederken, klorofil sebebiyle proteinin rengi yeşil kaldı ve insanların yeşil renkli bir proteine hazır olmadığını düşünüyorum, ama shake tarzı içeceklerde ya da besin takviyesi olarak kullanılırsa renk daha az sorun olur.”
Yapraklardaki hücre duvarları fiziksel bariyer oluşturarak proteinin çıkarılmasını zorlaştırır. Yapraklar yaşlandıkça hücre duvarlarının bileşimi de değişir, bu da yapraklardan elde edilecek protein verimini azaltıyor.
Kleuter
Yapraklar yaşlandıkça protein yapıdaki Rubisco enzimi yıkıma uğrar, Kleuter’in çalışmasında bu yıkımdan sorumlu iki gen susturuldu (turned off) ve protein yıkımı neredeyse yetişme periyodunun sonuna kadar duraklatıldı.
Kleuter’in araştırması, Wageningen Üniversitesi ve Araştırma bünyesinde yeni bitkisel protein kaynakları bulmayı amaçlayan daha geniş kapsamlı çalışmalarla bağlantılıdır. Bu tür protein bitkileri, küresel nüfusun artmaya devam etmesi ve mevcut hayvansal protein kullanımının sürdürülebilir olmaması nedeniyle hayati önem taşımaktadır.
Hayvanlar olmadan Et, İnekler olmadan Süt, Balıkçılık olmadan Balık eti; işte WUR ve WUR’a bağlı işletmelerin hedefi. Bu hedef “Hücresel Tarım” ya da “Hassas Fermentasyon” olarak adlandırılıyor.
“Grow Meat Not Animals” sloganı ile faaliyete geçen şirket “kültür et” olarak da adlandırılabilecek laboratuvar ortamında et üretiyor.
2022 yılında kurulan RESPECTfarms firması; sığır kök hücreleri ve bitki bazlı besi ortamı kullanarak kas dokusu geliştiriyor. Sonra bu kas dokusu 3D yazıcı kullanılarak “et”e dönüştürülüyor. Hayvan hücresi geliştirmekte oldukça bilgili olan firma yatırımcı arayışında. Firmanın hedefi yıllık 100 ton et.
RespectFarms tarafından biyoreaktörlerde üretilen et, doğal yolla üretilene göre %95 daha az alana, %78 daha az suya ihtiyaç duyarken %93 daha az çevre kirliliği ve %92 daha düşük sera gazı salınımına yol açıyor. Bu yöntem global olarak artan et talebini karşılayabilmemizi sağlarken aynı anda çevreye daha az zarar vermemize de yarıyor.
Yine aynı şekilde 2022 yılında kurulan Upstream Foods firması da balık eti üretiyor. Buradaki fark firmanın kök hücrelerden “kas hücresi” yerine “yağ hücresi” çoğaltması, çünkü balığa tadını veren yağ hücreleridir.
Pek çok tüketici bitkisel etlerin tadından hoşlanmıyor, çünkü etlere tadını veren bileşenlerin en önemlisi hayvansal yağlardır.
Hücresel Tarım
Yukarıda saydığımız örnekler dışında “Hücresel tarım” çalışmalarının çoğu henüz sanayileşmeye hazır değil. Inekler olmadan Laktoprotein üretimi laboratuvar çalışmaları hala devam ediyor. Wageningen araştırmacısı Etske Bijl’in başında olduğu ekip bir NWO (Dutch Research Council) projesinde mikroorganizma kökenli Kazein (süt proteini) üretimi üzerine çalışmalarını sürdürüyor.
Hayvansal protein ikamesi olan bitki kökenli ürünlerde temel problemlerden biri şu; bitkisel proteinler hayvansal proteinlere kıyasla oldukça küçükler. Kazein molekülü çok büyüktür ve kalsiyum mineralini bağlayabilir. Bu sebeple Bijl’in çalışmasından umudu yüksek.
Yazının orjinal başlığı “Food waste in supermarkets down to 0,89%” ancak bu haberin Türkiye ile ilgili olduğu yanılgısına kapılmamanız için haber başlığı editör tarafından değiştirilmiştir
Süpermarketlerdeki gıda atığı 2023 yılında tedarik hacminin %0,89’una düşmüştür. Bu oran 2018’deki ilk ölçümle karşılaştırıldığında %35’lik bir azalma anlamına gelmektedir. Bulgular, Food Waste Free United Foundation ve Hollanda Gıda Perakende Birliği (CBL) tarafından başlatılan ve Wageningen University & Research (WUR) tarafından süpermarketlerin kendi raporlarına dayalı olarak yürütülen yıllık anketten elde edilmiştir.
Hollanda LVVN1 bakanı Femke Marije Wiersma “Perakendede gıda israfının azaldığını görmekten memnuniyet duyuyorum. Çiftçilerimiz, balıkçılarımız ve bahçıvanlarımız her gün tabaklarımıza en kaliteli gıdayı koymak için inanılmaz bir çaba sarf ediyor. Gereksiz yere çöpe attığımız her kilo çok fazla; gıda israfı refahımızın bir dezavantajı ve dünyada hala bunu karşılayamayacak çok sayıda insan var. Bu nedenle, gıda israfıyla mücadele azami dikkatimizi hak ediyor” açıklamasında bulundu.
Food Waste Free United Foundation Direktörü Toine Timmermans “Perakende sektöründeki gıda atıklarındaki azalan ivmeyi cidden görebiliyoruz. Bu durum büyük çoğunlukla marketlerin kendi ayakizlerini azaltma çabalarından kaynaklanıyor. Ayrıca kısmen, yakın zamanda yürürlüğe giren ve sosyal ve çevresel etkilerini rapor etmelerini gerektiren CSRD Direktifi gibi mevzuattan kaynaklanmıştır. Bu sayede diğer sektörlere de örnek olmalarını umuyoruz” dedi.
ÜRÜN GRUPLARINA GÖRE GIDA İSRAFINDAKİ AZALMA
Süpermarket endüstrisi, gıda atıklarını 2018 yılından beri analiz ediyor. Avrupa’daki gıda atığı tanımını kullanırsak, yani gıda insanlara ya da hayvanlara gitmiyorsa atık olarak tanımlandığında, 2023 yılında toplam atık miktarı, tedarik hacminin %0,89’una düşecektir. Bu oran 2022 yılındaki satın alma hacminin %1,38’i kadardı. Şimdi aynı tanımı kullanırsak, atık yüzdesi %1,21 olacaktır. Aşağıdaki ürün kategorilerinde, yıllar arasında doğru karşılaştırma yapabilmek için yine aynı tanımı kullanıyoruz. Burada, insan tüketimi için kayıpların tedarik hacimlerine kıyasla yüzdesi şöyledir
Ekmek, yarı pişmiş ekmek ve hamur işleri: %6,5 (2018’deki %7,7 ile karşılaştırıldığında)
Taze et ve taze balık: %1,4 (2018’deki %2,9 ile karşılaştırıldığında)
Patates, meyve ve sebze: %2,1 (2018’deki %2,7 ile karşılaştırıldığında)
Süt ürünleri, yumurta ve soğutulmuş hazır ürünler: 1,0 (2018’deki %1,4 ile karşılaştırıldığında)
Diğer taze ve bozulmayan ürünler: 0,3 (2018’deki %0,4 ile karşılaştırıldığında)
Buna göre ‘ekmek, hamur işleri ve yarı pişmiş ekmek’ toplam alımın %6,5’i kadar kayıpla insan tüketimi için kullanım açısından en az verimli kategoridir. İçecekler, toplam alımın sadece %0,2’sini oluşturan kayıplarla en verimli kategoridir.
Ekmek, Et ve Balık atıklarında dikkat çekici düşüş
Ekmek&Hamurişi ve Taze et&balık kategorilerinde marketlerin özel çabası ve bu konuya yoğunlaşması ile atıklarda azalma gerçekleşti. Marketlerin tüm ekmeklerin satılması yönündeki baskıları yanında bayat ekmeğe indirim uygulamaları 2022 yılına göre atık miktarında %16’lık bir azalma sağlamış. Bütün bu azalmaya rağmen atığın en fazla olduğu kategori maalesef hala Ekmek&Hamurişi kategorisinde en fazla.
Taze et&balık kategorisi de diğer bir önemli kategori. Bu ürünlerin ekolojik ayakizi çok büyük olduğu için ziyan olmaları daha da üzücü oluyor. Marketler bu sorunu da daha iyi ürün yönetimi ile 2022 yılına göre %37 azaltmayı başardılar.
Gıda israfına karşı AI ve Raf ömrü sembolleri çok önemli silahlar
Hollanda Gıda Perakendeciliği Birliği (CBL) Genel Müdürü Marc Jansen, süpermarketlerin gıda atıklarının azaltılmasını aktif bir şekilde teşvik etmeye devam ettiğini söylüyor. “Süpermarketler gıda israfını azaltmaya yönelik yeniliklere yoğun bir şekilde odaklanıyor. Örneğin, arz ve talep arasındaki uyumu iyileştirmek için Yapay Zeka (AI) kullanıyorlar. Ayrıca, artık domateslerden makarna sosu veya artık muzlardan bisküvi ve kek gibi atık akışlarına dayalı yeni özel markalı ürünler de geliştiriliyor.”
Süpermarketler ayrıca saklama tavsiyeleri ve artıkların nasıl kullanılacağına dair ipuçları da dahil olmak üzere tüketici eğitimi üzerinde çalışmaktadır. Raf Ömrü Koalisyonu2 özel markalı ürünlerin en az %50’sinde ‘best before’ ve ‘use by’ tarihlerini bir sembolle netleştirmeyi kabul etmişlerdir. Araştırmalar3, raf ömrü konusunda netlik eksikliğinin tüketiciler arasında evde gıda israfının başlıca nedenlerinden biri olduğunu ortaya koymuştur.
Çeviri yazılarda DeepL.com‘dan kontrol amacıyla yararlanılmıştır.
Startup’lar gıda sistemlerini daha da sürdürülebilir yapmak için yapay zeka (AI) kullanıyorlar. Örneğin Orbisk adlı girişim, gıda sistemlerinin daha sürdürülebilir olması için AI kullanıyor. Orbisk bunu gıda atıklarını “akıllı bir monitör” yardımıyla izleyerek yapıyor. Profesör Ioannis Athanasidis bunun gibi şirketleri bir Avrupa test ve tanıtım tesisi ile desteklemek istiyor. Hem profesör hem Tesis, bu konudaki görüşlerini F&A Next organizasyonunda sunacaklar.
F&A Next; Gıda ve Zirai teknolojileri yatırımcıları ile gelecek vaat eden firmaları buluşturan bir organizasyondur.
Yukarıda bahsedilen Orbisk firması, catering firmaları için çöp kutusunun hemen yanına kurulan bir gıda atık monitör sistemi kuruyor. Bir terazi ile kombine olan bir akıllı kamera hangi gıdaların ne zaman ve hangi miktarda atıldığına ilişkin data sağlar. Nihayetinde firmalar tedarik ve proseslerini optimize edip hem işlerinin sürdürülebilirliğini hem de karlarını arttırabilirler.
AI, işlerimizin emek yoğun kısmını alabilir.
Olaf van der Veen – Orbisk kurucusu
“Neyin atıldığını anlamak için çöp kutusunun üstüne görüntü tanıma ekipmanı koyuyoruz. Araştırmalarımız gösterdi ki; ortalama bir restaurant yılda 10.000kg yenebilir atık üretiyor. Ortalamada gıda atıklarımızın %70’i aşırı üretim ve stoklamadan, sadece %30’u büyük porsiyonlardan kaynaklanır. Restoran ve yemek firmaları çoğunlukla ürünlerin yetmeyeceği korkusuyla olması gerekenden çok daha fazla sipariş verirler. Monitörlerimiz müşterilerimize yetecek miktarların tahmini ve daha doğru miktarda sipariş için yardımcı olur. “
Olaf van der Veen
Nöral Ağlar
Orbisk’in atık scanner’ı gıdaların ve atıklarının neye benzediğini, örneğin sandviç, biber ve makarna atıkarı gibi öğrenen bir nöral ağa sahiptir. Orbisk temelde gıdaları ve atıklarını öğrenen bir sistem de olsa şirket ayrıca diğer verileri de kullanabiliyor. Müşteri sayısını tahmin etmek ve ayrıca ne yiyeceklerini de tahmin etmek önemli.
Insanların ne yiyeceği büyük ölçüde hava durumuna bağlıdır, bu nedenle hava tahmini çok önemlidir. Bu ve bunun gibi veri kümeleri oldukça karmaşıktır ve tüketici davranış kalıplarının öğrenilmesi için AI gereklidir.
Olaf van der Veen
Orbisk firması maaşallah çok hızlı büyüdü. 2018’de kurulan firma 33 ülkede 600 küsur monitör sattı ve ayda %10 gibi bir oranla büyüyor. Çalışan sayısı da 60 civarındadır.
70% tasarruf
Monitörü kullanan işletmeler %30 ila %70 oranında tasarruf sağlıyorlar.
Tesisler
Wageningen üniversitesi AI profesörü Ioannis Athanasiadis Avrupa birliğinin bunun gibi çalışmaların önemini kavradığını ve AI çözümlerini test etmek istediği için “Testing and Experimentation Facilities for Agrifood Innovation” adlı bir merkez kurduğunu söyledi.
Athanasiadis’e göre Tarım ve bahçecilik (bahçecilik ve süs bitkileri) için AI çözümlerini düşünürken Hollanda, Avusturya ve İspanya’da farklı koşullar altında çalışan ayıklama ve toplama robotlarını düşünüyor ancak ayrıca ve aynı zamanda bu ürünlerin veri kümeleri hakkında da düşünüyor.
Diğer bilgi enstitüleriyle birlikte yapay zeka çözümlerini rekabet öncesi test edebileceğimiz dijital bir altyapı kurmayı hedefliyoruz, böylece bu yenilikler daha hızlı bir şekilde uygulamaya hazır hale gelecek ve daha hızlı ölçeklenebilecek
Ioannis Athanasiadis
Yazının bundan sonra ki kısmı benim yorumlarımı içerecek. Öncelikle Orbisk gibi basit ama etkili fikirler bizim için örnek teşkil etmeli. Sorunların temel analizi ile bile hala çok önemli sorunlara efektif çözümler bulunabilir, bir çözüm sofistike olmak zorunda değil. Genel olarak Orbisk firmasının çözdüğü sorunların temelinin “istediğimiz çoğu şeyi anında ve bir arada bulabileceğimiz işletme modeli” olduğu bence çok açık. Örneğin bir kuru fasülyeci hangi havalarda ne zaman ne kadar kuru fasülye satabileceğini doğal zeka yoluyla zaten öğrenir, ne kadar üreteceği kendisine gelen çok değişik profildeki müşterilerin anlık istekleri ile belirlenmez, geleneksel esnaf lokantaları da mevsime ve genel müşteri profiline göre üretim yaparlar, ama yine de bir tavuk dönerci kadar verimli olmaları beklenemez. Temel olarak müşterilerinin sonsuz isteklerine her an hazır olmaya çalışmak, en azından bu durumda verimsizliğin temeli gibi duruyor.
Sayın prof. Ioannis Athanasiadis’in rekabet öncesi test ve data seti paylaşımı fikrini de eğer uygulanabilirse özellikle startuplar için çok değerli bulduğumu söylemeliyim. Bu öneriyle en temelde hiç kimsenin boşuna zaman harcamaması yakın zamanda gıda güvencesinden mahrum kalma ihtimali yüksek bir dünya için çok önemli. Değerli zamanınızı ayırıp okuduğunuz için teşekkürlerimi sunarım.
Leave a comment